10,00 

Hüseyin YURTTAŞ

Halim Yazıcı’nın şiirleri, dizelerdeki söz örgüsü ve dizeler arası bağlantılar bakımından seyrek bir doku sergiliyorsa, bu, onun şiiri bir duyumsuma çağrısı olarak görmesindendir. Şiir, belki de onun çoğalan yalnızlığının yansımasıdır. Şiiri, bireysel ve bilinçaltı kopukluklarına dayalı bir yapı gösteriyorsa, bunu onun savrukluğuna değil, içtenliğine vermek ve kendini yansıtma gücüne bağlamak doğru olur. O, “Jazz”ı yaşamakta, yaşatmaktadır. “Jazzz”ın, nasıl kurallarla başı hoş değilse, Halim Yazıcı’nın şiiri de öyledir. Onun şiiri, kimi zaman, coşkuların, umulmadık duyguların seline kapılıp olmadık bir yöne doğru kayıp gidebilir; tıpkı “Jazz” gibi. Yürek esintisinin önüne geçmek istemez. Halim Yazıcı, bilir ki, onu yola çıkaran, yollarda lime lime ederek sürükleyen o esintidir. Şiir de elbet onu yansıtacaktır: Kimi zaman kesintili, kimi zaman art arda gelen sarsıcı darbeleriyle kadim bir fırtına gibi, doğaçlamanın özgün iniş çıkışlarıyla doludur. Yaşamla belki de böyle bütünleşmesi, dalgalanmaya bırakılmış bir şiirdir bu. İçinizde bir melodi gibi usulca kımıldaması ve “Beyaz Atların Yelesi”nde gelmesi bundan

Kategoriler: Etiketler: