10,00 

Kategoriler: Etiketler:

Açıklama

Onur ÇALI

Halim Yazıcı okumak, her şeye daha dikkatli ve özenle bakmamızı sağlıyor. Kuşlara, böceklere, ağaçlara, kaldırımlara, kedilere ve ölü kelebeklerin dansına, kar sesine artık Halim Yazıcı okumadan önceki gibi bakamayız. Dünya daha bir evimizdir artık, odamızın tavanı gökyüzüdür ve deniz bundan böyle yalnızca bencil yazlığımız olmayacaktır.

Şairlerin yıllar boyunca biriktirdiklerini Toplu Şiirler olarak sunmaları birçok bakımdan zarif olmuyor ama kitaplara tek tek ulaşamayan talihsiz genç okur için bir fırsat olduğu da kaçınılmaz. Halim Yazıcı’nın eminim ki yine özgün bir adla yayınlanacak toplu şiirlerini en yakın zamanda görmeyi umarak şairin “dünyanın bütün sığırcıkları”na seslenişiyle bitirelim:

çıkın yollara

yenilin bir daha

deliceler aşkına!

Şair burada dünyanın bütün sığırcıkları diyerek kime sesleniyor dersiniz?

 

Dilek DEMİRDELEN

“Âşıkhava Sineması” nın gösterimdeki ilk filmi “Yağmurdan Önce”dir. Milcho Manchevski’nin yönettiği “Yağmurdan Önce (Before The Rain)” adlı film “Sözcükler”, “Yüzler”, “Fotoğraflar” olmak üzere üç bölümden oluşsa da film öyle bir noktadan başlar ki bittiğinde yine baştasınızdır. Bir döngü vardır. Tersine bir akış. “Zaman asla ölmez çünkü çember daire değildir.” denir filmde. “(…) / her yağmur öncesi makedonya’ya giderim bu / yüzden / bunun’çün saçlarım sırılsıklam ölürüm rüyalarımda” (s. 14). Şair bu dizeler ile filmin başkişisi Pulitzer ödüllü fotoğrafçı Alexandre Kirkov ile özdeşleşir. Alex ölürken saçları yağan yağmurdan sırılsıklam olur ve gözü çatlamış topraktaki çiçeğe bakarken kapanır. Filme gönderme yapan bu dizelerle birçok şeyi birden düşündürür şair: Dinler, savaşlar, ölümler, çocuk ölümleri, aşk, medya, Makedonya…